BATI TRAKYA TÜRK Düşüncesi

KÜLTÜR. EDEBİYAT. FİKİR. ARAŞTIRMALAR.

Toplum ve Kimlik / Toplum üzerine deneme

Birbirimizi dinlemeye ne zaman başlayacağız

Kuşaklar arasındaki konuşma, taraflardan birinin ötekine sürekli ders verdiği bir düzene dönüştüğünde birlikte düşünme imkânı daralır.

Yusuf Çolakoğlu 3 dk okuma
Farklı kuşaklardan iki kişinin aynı göz hizasında oturarak konuştuğu temsili illüstrasyon.
Yapay zekâ ile hazırlanmış temsili illüstrasyon.
← Toplum ve Kimlik
Yazı boyutu

Bir genç konuşmaya başladığında cevabımızı çoktan hazırlamış olabiliriz. Bir büyük hatırasını anlatırken de sözünün nereye varacağını bildiğimizi sanabiliriz. Dinliyormuş gibi görünür, aslında konuşma sıramızı bekleriz. Böyle bir karşılaşmada kelimeler duyulur; fakat kişinin neyi anlatmaya çalıştığı geride kalır. Kuşaklar arasındaki mesafe bazen yaş farkından önce bu acelede büyür.

Gençler veya büyükler hakkında kurulan toplu cümleler, konuşmayı kolaylaştırır gibi görünür. Gençlerin sabırsız, büyüklerin değişime kapalı olduğu söylenir. Oysa bu etiketler, karşılaştığımız kişinin deneyimini anlamak için yeterli değildir. Aynı yaş grubunda çok farklı ihtiyaçlar, imkânlar ve hayat görüşleri bulunabilir. Bir insanı ait olduğu kuşağın hazır temsilcisi olarak görmek, onun kendi sözünü duymamızı zorlaştırır.

Dinlemek, her söyleneni doğru kabul etmek değildir. Bir görüşe katılmadan da onun nasıl oluştuğunu anlamaya çalışabiliriz. Hangi deneyimden hareket edildiğini sormak, kullanılan kelimenin ne anlama geldiğini açıklığa kavuşturmak, duyduğumuzu kendi cümlemizle geri söylemek konuşmanın zeminini değiştirir. Bunu söylerken şu kaygıyı mı anlatıyorsun sorusu, çoğu zaman hemen verilen bir öğütten daha açıklayıcı olabilir.

Batı Trakya’da aile, eğitim ve kültür üzerine yapılacak konuşmalarda bu yaklaşımın karşılığı var. Bir gencin gelecek planı ele alınırken yalnızca nasıl davranması gerektiğini söylemek yerine, önündeki seçenekleri nasıl gördüğünü sormak gerekir. Bir büyüğün geleneğe bağlılığı konuşulurken de bunu yalnızca alışkanlıkla açıklamak yeterli olmayabilir. O uygulamanın onun hayatında hangi ilişkiyi, güveni veya hatırayı taşıdığı merak edilebilir.

Ortak toplantılarda söz hakkının nasıl dağıtıldığı da önemlidir. Gençlerin katıldığı bir programda kararların tamamı önceden alınmışsa, varlıkları yalnızca görüntüyü tamamlayabilir. Büyüklerin davet edildiği bir etkinlikte ise onlara yalnızca kısa bir hatıra anlatma rolü verilip değerlendirmeleri dinlenmeyebilir. Katılımın niteliği, insanın odada bulunmasından çok, söylediklerinin sürece nasıl etki ettiğiyle anlaşılır.

Küçük bir konuşma düzeniyle başlanabilir. Aynı konu üzerine farklı yaşlardan birkaç kişi, söz kesmeden sırayla görüşünü anlatır. İlk turda cevap vermek yerine anlamaya dönük sorular sorulur. Sonra ortaklaşılan ve ayrı düşünülen noktalar yazılır. Bu düzen her sorunu çözmez; fakat anlaşmazlığın hangi konuda bulunduğunu belirginleştirir. Bazen uzun süren tartışmanın, aynı kelimeye farklı anlamlar verilmesinden kaynaklandığı fark edilir.

Dinlemeyi yalnızca gençlerden beklemek de yalnızca büyüklerin sorumluluğu saymak da ilişkiyi eksik bırakır. Herkes kendi deneyiminin sınırını kabul etmek zorundadır. Uzun yaşamış olmak her yeni soruya hazır cevap vermeyi sağlamaz; yeni araçları kullanabilmek de geçmişteki emeği önemsizleştirmez. Ortak hayat, bu iki birikimin birbirine yaklaşabileceği alanlara ihtiyaç duyar.

Birbirimizi dinlemeye başlamak için bütün önyargılarımızı bir anda aşmış olmamız gerekmiyor. Bir sonraki konuşmada cevabımızı biraz geciktirebilir, yarıda kesmek üzere olduğumuz cümleyi tamamlatabiliriz. Karşımızdaki insanın bizi şaşırtmasına izin vermek küçük ama ciddi bir adımdır. Bazen kuşaklar arasındaki mesafe, yeni bir öğütle değil, gerçekten sorulmuş bir soruyla kısalır.

Bu yazıda bir hata mı gördünüz? Düzeltme bildirin →

Yazar Yusuf Çolakoğlu Eğitim & Sosyoloji

Eğitim sosyolojisi, ana dili ve gençlik alanlarında yazıyor. Okul, aile ve gündelik hayat arasındaki bağları takip ediyor. (Örnek yazar profili — gerçek kadro belli olunca yönetim panelinden güncellenecektir.)

Tüm yazıları (4) →

Yazarın diğer yazıları